Dava Takvimi

February 2020

Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
  • Özgür Gündem Ana Davası (Eren Keskin)
15
16
17
18
  • Gezi Davası / Gezi Trial
19
  • Büyükada Davası / Büyükada Trial
  • Serdar Küni
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
Gezi davasının 5. duruşmasında da Kavala’ya tahliye yok
28/01/2020, 15:20

INDEPENDENT TÜRKÇE

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 10 Aralık’ta hak ihlali kararı verdiği davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala ve 15 kişinin yargılandığı Gezi Davası’nın beşinci duruşması görüldü. Gergin geçen duruşmada, savcı mütalaasında Kavala’nın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme, savcılık mütalaasına uyarak, Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 18 Şubat’ta görülecek.

30. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, bir önceki duruşmada, AİHM’in Osman Kavala hakkında ‘hak ihlali var’ demesine rağmen, kesinleşmediği gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermişti.

Kavala’nın avukatları, geçen duruşmadan sonra hem reddi hakim talebinde bulunmuş hem de tutukluluğun devamı yönündeki karara itiraz etmiş ancak iki istek de reddedilmişti.

Bugün görülen duruşma, dosyaya giren yeni belgelerin okunmasıyla başladı.

Mahkeme başkanı, Adalet Bakanlığı’ndan AİHM cevabının geldiğini ancak kararın kesinleşmediğini belirtti.

Önceki duruşmada, tanık Murat Papuç’un ‘can güvenliği’ gerekçesiyle ara celseyle dinlenmesine karar verilmiş ve Papuç Çağlayan’da avukatlar olmadan dinlenmişti.

Mahkeme başkanı, Kavala’nın ve diğer sanıkların avukatlarına, Papuç’a yazılı soru sorabileceklerini belirtmişti.

Duruşmada, Kavala’nın avukatlarından Prof. Köksal Bayraktar, soruların yazılı olarak istenmesinin kanuna aykırı olduğunu belirtti.

Sanık avukatlarından eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, geçmişte ‘Akıl sağlığım yerinde değil’ diyen tanık Murat Papuç’un, sanık avukatlarından Aslı Kazan ve Evren İşler’e sosyal medya hesabı üzerinden arkadaşlık isteği gönderdiğini ifade etti.

“Ali İsmail’e tekme atarken zedelenen ayağını burada mağduriyet konusu yapamazsınız”

Bir önceki duruşmada Eskişehir’deki Gezi Parkı’na destek eylemlerinde dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın yaşamını yitirmesiyle ilgili açılan davada 13 yıl hapis cezası verilen polis memuru Mevlüt Saldoğan, ‘mağdur’ olarak katılma talebinde bulunmuş, mahkeme tarafından talep kabul edilmişti.
Bugünkü duruşmaya gelen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz, duruşma salonunda mahkeme heyetine tepki gösterdi.

Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin avukatı Ayhan Erdoğan, Mevlüt Saldoğan’ın ‘mağdur’ olarak katılma talebinin kabul edilmesiyle ilgili beyanda bulundu. Avukat Erdoğan, Saldoğan’ın Gezi Parkı eylemleri sırasında ayak parmağının incindiği gerekçesiyle rapor aldığını hatırlatarak, “Ali İsmail’e tekme atarken zedelenen ayağını burada mağduriyet konusu yapamazsınız. Mevlüt Saldoğan’ın ayağı, olay bazında cinayet silahıdır” dedi.

Durakoğlu’ndan mahkeme heyetine: Tahammül noktasını geçtiniz

Duruşmada sanıklardan Can Atalay’ın avukatı İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu da söz aldı. Durakoğlu, şunları söyledi:

Önceki celse verilen kararda akıl sağlığı tartışmalı olan kişiyi savunmadan kaçırarak ifade aldınız. Biz istanbul Barosu tarihine böyle bir utancı yazmak istemiyoruz. Burası yüksek güvenlikli bir yer bunu geçiyorum ama avukatlar hiçbir biçimde olayın, sanığın, tanığın kendisiyle özdeşleştirilebileceği kişiler değildir. Bu konunun zabıtlara geçmesinin savunma tarihi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Heyetinizin vaktiyle özel olarak kurulmuş olması, uygulamaların da bizim açımızdan çok özel anlamlar teşkil etmesi dolayısıyla bugün itibariyle tahammül noktasını geçtiğinizi özellikle vurgulamak istiyorum.

Duruşma öncesinde, 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyet başkanı Mehmet Galip Perk’e ait olduğu iddia edilen sosyal medya hesabından, gaz fişeğiyle vurulduktan sonra hayatını 15 yaşında hayatını kaybeden Berkin Elvan’a terörist denilen bir paylaşımın beğenildiği ileri sürülmüştü.

Aynı hesaptan, AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler’in Gezi Parkı eylemlerini hedef alan paylaşımını beğendiği de belirtilmişti.

Sanık avukatlarından Özgür Karaduman’ın iddiayı hatırlatması üzerine, mahkeme başkanı Perk, hesabın kendisine ait olmadığını ifade etti. Bunun üzerine avukat Karaduman, “O zaman siz de buradaki sanıklar gibi sosyal medya kurbanısınız” dedi.

Tartışmalı tanık kitabında ‘paranoid kişilik bozukluğum var’ demiş

Duruşmada, sanıklardan İnanç Ekmekçi’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan da söz aldı. Avukat Yazgan, kapalı oturumla dinlenen sanık Murat Papuç’un geçmişte Türk Silahlı Kuvvetleri’nde subay olarak görev yaptığını ve malülen emekli edildiğini belirtti. Yazgan ayrıca, Papuç’un kaleme aldığı Boyalı Bank Nöbeti kitabını mahkeme heyetine sundu. Yazgan, Papuç’un kendi kaleme aldığı kitabında askeri hastanede borderline ve paranoid kişilik bozukluğu teşhisi konulduğunu yazdığını belirtti.

Avukatlar salonu terk etti

Duruşmaya kısa bir ara verildi. Aranın ardından duruşma yeniden başladı. Mahkeme heyeti, avukatların yeniden verdiği reddi hakim talebinin, ‘duruşmayı uzatmak amacıyla yapıldığı’ gerekçesiyle reddedilmesine karar verdi. Bunun üzerine duruşma salonunda protestolar yükseldi.

Osman Kavala’nın avukatlarından Deniz Tolga Aytöre, reddi hakim talebinin reddi kararına da itiraz ettiklerini belirterek, duruşmayı takip etmeme kararı aldıklarını söyledi. Bunun üzerine avukatlar duruşma salonunu terk etti. Mahkeme, izleyicilerin de çıkarılmasına karar verdi.

CHP’li Tanrıkulu ile mahkeme başkanı arasında tartışma

Avukatların mahkeme salonunu terk etmesinden sonra izleyicilerin de duruşmadan çıkarılması kararının ardından, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, mahkeme başkanı Mehmet Galip Perk ile tartıştı. Tanrıkulu, “Ben avukat, milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili olarak konuşuyorum. Müdafiilerin olduğu duruşmayı sürdüremezsiniz” dedi. Perk, Tanrıkulu’nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

Kavala: Yasaya uygun olmadığı için cevap vermeyeceğim

Gerginliğin ardından verilen kısa aradan sonra devam eden duruşmada, mahkeme salonunda yalnızca gazeteciler ve sanıklar kaldı. Mahkeme başkanı Osman Kavala’ya söz hakkı verdi ve Murat Papuç’un ifadesinin çözümünün kendisine tebliğ edilip edilmediğini sordu. Kavala edilmediğini söyledi. Mahkeme başkanı okuyup okumadığını sorunca Kavala, “Beyan yasaya uygun alınmadığı için cevap veremeyeceğim” dedi.

Kavala, “Tanık dinlemesi yasaya uygun yapıldığı halde kendisine sorular sormak istiyorum. Değerlendirmemi de ondan sonra yaparım. Müsade ederseniz tahliyeme ilişkin beyanda bulunmak istiyorum.” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Tanık beyanına karşı susma hakkınızı kullanabilirsiniz” hatırlatmasını yaptı.

Kavala, şu ifadeleri de kullandı:

Tanık yasaya uygun dinlendiği takdirde beyanda bulunacağım. Hükümete karşı ayaklanma, bir ayaklanmayı finanse ettiğime dair tek bir kanıt yok. Faaliyetlerim yasal haklarım çerçevesindedir. İddianamede yer alan gizlilik içeren, gizleme kaygısı ima edilmiş hiçbir unsur yok. Bu nedenle gizlenmiş bir bilginin mevcut olduğunu düşünmek hukuki akıl yürütmek değildir.

AİHM kararında da belirtildiği gibi delil olmaksızın kişinin özgürlüğünden mahrum edilmesi ciddi bir hak ihlalidir. İlk tutuklamadan sonra tutukluluğun uzatılması ihlali ve mahkemenin sorumluluğunu artırmaktadır. Benim durumumda AİHM’in derhal bırakılmama ilişkin karardan sonra “kesinleşmediği” gerekçesiyle bu ihlale devam ediliyor. Tutuklama kararının hak ihlali olduğu hükmünün oybirliği ile alınmış olması kararın hukuki gerekçelerinin göstergesi bu kararla birlikte AYM’nin aynı konuda almış olduğu kararın artık geçersiz hale gelmiş olması, bu nedenle de mahkemenizin son tutuklama gerekçeleri arasında AYM kararından söz edilmemesi AİHM kararının ağırlığının ve işlerliğinin somut göstergesidir.

Buna rağmen mahkemenizin AİHM’in kesin hak ihlali olduğuna dair kararını görmezden gelmesi anlaşılabilir değildir. AİHM kararı geçerli bir karardır ve değişmediği sürece mahkemeniz AİHS’i ihlal eden bir merci olarak görülecektir.

AİHM kararına rağmen tutukluluğumda ısrar etme davranışınızın davanın sonucunu da etkilemesinden büyük endişe duyuyorum. Bu davranış mahkemenizin adil karar verme yetisini bozan fiili bir durum yaratmakta, hakkımda ağır bir karar verme yönünde bir baskı yaratmaktadır.
Tutukluluğumun kaldırılması sadece 3 yıl süren hukuksuzluğa son vermiş olmayacak, mahkemenin bundan sonraki süreçte AİHM içtihatlarına uygun şekilde yürütülmesine imkan sağlayacaktır.

Tutuksuz sanıklar avukatları yokken beyanda bulunmayı reddetti

Osman Kavala’dan sonra Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Aksakoğlu ve Yiğit Ekmekçi’ye söz hakkı verildi. Avukatlarının yokluğunda beyanda bulunmayı uygun görmediklerini, bunun hukuka aykırı olacağını söylediler.

AİHM kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle tutukluluğa devam

Kavala’nın beyanından sonra, savcılık mütalaasını vererek Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme başkanı Perk, duruşmaya ara verdi. Yeniden salona gelen heyet, kararını açıkladı. Mahkeme, tutuksuz sanıkların yurt dışı çıkış yasaklarının ve adli kontrol uygulamasının kaldırılması talebini reddetti. Kavala hakkında Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı vermemiş olması, AİHM’in kararının da kesinleşmemiş olması nedeniyle tutukluluğunun devamına hükmedilen duruşmada, dosyanın mütalaa için savcılığa tebliğine karar verildi.

 
eshid/eşit haklar logo hafıza merkezi logo Netherlands Helsinki Committe logo
© 2019