Hak Savunucuları için #SessizKalma!

Hak savunucularının demokratik bir toplum için özgürce mücadele ettiği bir dünyayı desteklemek adına yeni bir kampanyaya başladık. 

Kampanya ile amacımız hak savunucularının karşı karşıya olduğu riskleri anlamak, anlatmak; hak savunuculuğunu teşvik etmek, özendirmek, cesaretlendirmek; hak savunucularının topluma bıraktığı mirası kutlamak! 

Kampanya boyunca paylaştığımız içerikleri yaygınlaştırmanızı ve hak savunuculuğunun itibarını güçlendirmek için bize destek olmanızı bekliyoruz. 


Raporu okumak için tıklayın.

Raporumuz yayında!

Bu içeriklerden bir tanesi olan Sessiz Kalma: Hak Savunucularına Yönelik Yıldırma Politikaları 2015-2021 başlıklı raporumuz yayında! 

Rapor, Sessiz Kalma web sitesinde profillerine yer verdiğimiz risk altındaki hak savunucularının maruz kaldıkları idari ve yargısal engellemeler ile medya karalamalarına dair bir analiz sunuyor. 

Bu analiz bize sivil alanı kısıtlayan ve hak savunucularını engelleyen müdahalelerin sivil toplumun faaliyetlerini sekteye uğratacak yeni yasalar çıkarmaktan, bilhassa terörle mücadele ve ulusal güvenlik yasaları olmak üzere yürürlükteki mevzuatı kötü niyetli bir biçimde uygulamaya, idari ve yargısal yetkileri suistimal etmeye ve medya organlarını kontrol altına alıp asılsız haberler yaparak karalama kampanyaları düzenlemeye varan çok çeşitli biçimlerde gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Tüm bu müdahalelerin bir panoramasını çizen rapor, sorunları tespit etmek ve bunlara karşı hayata geçirilebilecek yenilikçi ve yaratıcı direniş stratejilerinin saptanmasına vesile olmak niyetiyle yazıldı. 

Raporu okumak için tıklayın.

Rapor görselleştirmesi



Video: Yaftalar

Kampanyanın çıkışını Yaftalar adını verdiğimiz bir video ile yaptık. Videoda üzerimize yapıştırılmak istenen çeşitli yaftaları tekinsiz bir atmosferde izliyoruz. Amacımız üzerimize yapıştırılmak istenen yaftaları kabul etmediğimizi, onları ters yüz ettiğimizi göstermek.

Hak savunucularına desteğini göstermek için sen de“#HerHaftaYeniBirYafta, hak savunucuları için #SessizKalma” mesajı eşliğinde:

  • Videoyu Twitter'da veya Instagram hesabından paylaş,
  • En son neyle yaftalandığını yaz,
  • Bir arkadaşını etiketle!

Neden?

Türkiye’de ve dünyada demokratik muhalefete yönelik yıldırma ve karalama taktikleri hepimizin hayatlarını etkilemeye devam ederken bu yıldırmanın merkezinde devletin şiddet tekeline yönelik sınırları hatırlatan hak savunucuları var. İktidarlarına yönelik bu sınırlamadan memnun olmayan otoriter rejimler, son yıllarda baskı seviyesi giderek artan bir şekilde sivil toplum örgütleri ve hak savunucularını kriminalize etmek, yıldırmaya, etkisizleştirmeye çalışıyor. Bu kriminalizasyon karşısında hak savunucularının ve hak savunmanın kıymetini ve önemini ortaya koymak bugün her zamankinden daha önemli.

Hak savunucusu kimdir?

Hak savunucusu, bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte, insan haklarının ve temel özgürlüklerin geliştirilmesini, korunmasını ve hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla barışçıl bir şekilde hareket eden kişileri tanımlamak için kullanılan bir terim. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışan hak savunucuları, mağdurun ve failin kimliğine bakmaksızın nesnel bir biçimde hak odaklı ilkelere göre hareket eder. BM Genel Kurulu’nun 1998 yılında kabul ettiği İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi’nden türeyen bu tanım, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2004 yılında yayınladığı 29 No’lu Bilgi Belgesi ışığında yorumlanıyor. Bağlayıcı uluslararası belgelerde korunan hak ve özgürlükleri bünyesinde toplayan İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi, insan haklarını savunmayı bir hak olarak tanıyıp, devletlere hak savunucularını koruma ve destekleme yükümlülüğü getiriyor. 

Referans uluslararası belgelerde “insan hakları savunucusu” olarak geçen kavramı biz Hafıza Merkezi olarak yürüttüğümüz çalışmalarda  “hak savunucusu” olarak kullanmayı tercih ediyoruz. Bu tercihin bir nedeni, “insan hakları” kavramındaki soyut insan öznesinin kadınların ve LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı ihlalleri göz ardı ettiğine yönelik eleştiridir. Bir diğer neden de bilhassa ekolojik ve hayvan haklarını dışlayan insan merkezli yaklaşımı bertaraf etme niyetidir.

Hak savunucusu ne yapar?

Mağdurun ve failin kimliğine bakmaksızın haksızlıkların karşısında durur. Yaşadığı veya şahit olduğu mağduriyet karşısında adalet mücadelesi yürütür, yaşanan hak ihlallerini kamuoyuna duyurur. Saha araştırması, belgeleme ve raporlama yaparak ihlallerle ilgili hakikati ortaya çıkarır; basın açıklaması, panel, konferans, atölye gibi etkinlikler düzenleyerek bilgiyi kamusallaştırır; şiddet içermeyen sokak eylemleri ve nöbetler yoluyla taleplerini kamusal alanda ifade eder. Cezasızlık, yaşam hakkı ihlalleri, ayrımcılık, azınlık hakları, işçi hakları, iş cinayetleri, ekolojik mücadele, temiz bir çevreye erişim hakkı, kadın ve LGBTİ+ hakları, cinsel şiddet, göçmen hakları, engelli hakları gibi konular üzerine çalışır.

Sivil alan nedir?

Sivil alan, toplum içinde bireylerin ve grupların siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel yaşama anlamlı bir şekilde katılmalarının sağlandığı ortamı ifade eder. Devletler, bireylerin hayatlarını etkileyen, temel hizmetlerin kalitesi, kurumların iyileşmesi, temel özgürlüklere saygı gibi konularda fikirlerini ifade ettikleri, toplandıkları, birbirleri ve otoriteyle diyaloğa girdikleri yasal ve politik alanı şekillendirirler. Sivil toplum aktörleri - yani hak savunucuları, kadın hak savunucuları, çocuklar, gençler, etnik ve dini azınlıklar, sendikacılar, gazeteciler - bu alanda fikirlerini serbestçe ve güven içinde ifade edebilmeli, barışçıl bir şekilde değişime katkı sunabilmeli. 

Sivil alan neden önemli?

Sivil alan, açık ve demokratik bir toplumun esasıdır. Sivil alan açık, çoğulcu ve güvenli olduğu zaman toplumsal kesimler herhangi bir sindirme, damgalanma ve misilleme korkusu yaşamaksızın, hayatlarını etkileyen meseleler hakkında politika geliştirilmesinde rol oynayabilir.  Tam da bu yüzden ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü her koşulda geçerli, istisnai kısıtlamalar ise uluslararası insan hakları hukuku ile uyumlu olmalı - yani ayrım gözetmeden, hukuki gerekçelere dayanarak, gerekli ve orantılı bir şekilde uygulanmalı.

Sivil alan nasıl daraltılıyor?

Otoriter yönetimlerin en sık kullandığı yöntem, belirli grup ve kesimleri marjinalize ederek toplumu kutuplaştırmak, ‘biz’ ve ‘onlar’ ayrımı yaratmak. Sıklıkla kamu düzeni, geleneksel yaşam tarzı ve ahlaki değerlere yaslanarak meşruiyet zemini yaratılıyor, özellikle kadınlar, LGBTİ+’lar, göçmenler ve diğer dezavantajlı gruplar ile onların haklarını savunan kişiler günah keçisi ilan ediliyor.

Böyle bir siyasi iklimde güvenlikçi politikalar da yükselişe geçiyor. Kolluk kuvvetlerine tanınan güç kullanma yetkisinin giderek genişletilmesiyle birlikte polisin barışçıl protestoları dağıtmak için aşırı güç kullandığına şahit oluyoruz. Dahası, barışçıl protestoları ve eylemleri takip eden gazetecilerin görüntü almasını ve hak savunucularına uygulanan şiddetin belgelenmesini engelleyen yönetmelikler dahi çıkarılıyor. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılıyor, kamu kurumları yozlaşıyor ve bilhassa yargı bağımsızlığının altı oyuluyor. 

Türkiye’de sivil alan nasıl daraldı?

Türkiye’de de farklı eşiklerden geçen sivil alanın daralma eğilimi, 2013 yılında gerçekleşen Gezi Parkı protestolarına kadar geriye götürülebilir. Bu tarihten itibaren güvenlik politikaları kademeli fakat hızlı bir şekilde sertleşti. Başarısızlıkla sonlandırılan çözüm süreci sonrası Kürt illerinde yıkıcı bir çatışma süreci yaşanması, 2016 yılında gerçekleştirilen darbe girişimiyle mücadele amacıyla ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve bu süreçte çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin hükümet karşıtı tutum ve eleştirileri bastırmak amacıyla kötüye kullanılması ve OHAL şartları fırsat bilinerek gerçekleştirilen referandum ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesi gibi gelişmeler bu daralmayı kronik ve yapısal hale getirdi.

Hafıza Merkezi neden bu alanda çalışmaya başladı?

Türkiye’nin son 10 yılda yaşadığı siyasi dönüşümle beraber biz de Hafıza Merkezi olarak bir süredir bu dönüşüme cevap arayışları geliştiriyoruz. İlk yıllarımızda Türkiye için bir yüzleme çerçevesi önermeye, bunu da zorla kaybetmelere ilişkin hakikatleri ortaya çıkarmaya dönük belgeleme faaliyetleri yoluyla yapmaya odaklanırken, uzun süren tartışmalar neticesinde, odağımızı insan hakları örgüt ve savunucularının desteklenmesi hedefini içerecek şekilde genişlettik. 

Bu çerçevede, 2018 yılından itibaren Türkiye’de giderek yükselen bir risk altında çalışmalarını sürdüren hak savunucularının karşı karşıya kaldığı yargılama ve soruşturmaları, insan hakları kurumlarının uğradığı baskıları görünür kılmaya yönelik faaliyetler yürütüyoruz. Tüm bu faaliyetlerin merkezinde olan SessizKalma.org web sitesinde yayımlanan risk altındaki hak savunucularının portrelerini inceleyebilir, izlediğimiz davalara ilişkin özetlere ve dava takvimine ulaşabilir, yeni gelişmeleri haberler bölümünden takip edebilirsiniz.

Hak savunucuları için taleplerimiz neler?

Türkiye hükümeti, hak savunucularını susturmaya ve engellemeye yönelik politikalara son vermek, yargısal sistemin her türlü politik etkiden uzak kalmasını, yargıdaki erozyonun ve devlet merkezli değerlendirme anlayışının sona erdirilmesini teminat altına almak zorundadır. Hak savunucularının mücadelelerine destek olmak ve işleyen bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları için:

  • Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi Türkiye’de etkili bir şekilde uygulanmalı;
  • Çoğulculuk ve farklılıklara saygı ilkelerine uyulmalı, eleştirilere imkân tanıyacak bir kamusal tartışma ortamı yaratılarak hak savunucuları ve tüm muhalefetin ifade özgürlüğü korunmalı;
  • Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda bulunan kısıtlayıcı yasal düzenlemeler uluslararası insan hakları standartlarına uyumlu hale getirilmeli;
  • Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği’nde Yapılan Değişiklikler, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Kanunu başta olmak üzere örgütlenme özgürlüğünü ciddi anlamda tehlikeye atan yasal düzenlemeler geri alınmalı; 
  • Hak savunucuları keyfi gözaltı, tutuklama, soruşturma ve kovuşturma gibi yasal ve idari yaptırımlara, misillemeye ve hedef göstermeye maruz kalmamalı;
  • Meşru ve yasal savunuculuk faaliyetleri nedeniyle hukuka aykırı bir biçimde tutukluluğuna devam edilen hak savunucuları serbest bırakılmalı;
  • Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun bağımlı yapısına son verilmeli, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı güvence altına alınmalı;
  • Toplantı ve gösteri özgürlüğünün kullanılmasını sınırlayan tüm yasal düzenlemeler iptal edilmeli, idari yetkililerinin keyfi yetki kullanımı önlenmeli;
  • Barışçıl toplantı ve gösterilere orantısız güç kullanarak müdahale eden polis memurları hakkında etkili soruşturma yürütülmeli;
  • Hak savunucularına yönelik medya karalamasına, damgalamaya ve marjinalleştirmeye son verilmeli;
  • Uluslararası toplum ve insan hakları organları, hak savunucularının durumuyla ilgili izleme, raporlama ve bildirimlerde bulunma çalışmalarına devam etmeli, bu amaçlarla Türkiye’ye ülke ziyareti yapmalıdır.

Yaftalar videosu ve rapor illüstrasyonunun tasarımını Ayşe Ezgi Yıldız, konsept geliştirme ve yapımını Beste Yamalıoğlu gerçekleştirdi.