Dava Takvimi

August 2020

Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
Diyarbakır Barosu
tutuksuz yargılanıyor

Diyarbakır Barosu 1927 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Türkiye’de dönem dönem artan otoriter eğilimlerle birlikte baro yöneticileri hakkındaki soruşturma ve davalar da artıyor. Açıklamaları ve hazırladıkları raporlar nedeniyle hedef gösteriliyorlar. Baronun eski başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te, Diyarbakır Sur’daki Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaparken öldürüldü. Bugün de Diyarbakır Barosu hakkında açılmış dava bulunmakta.

Elçi cinayetini izleyen yıllarda, dönemin Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) yapılan şikâyetler üzerine baro hakkında üç soruşturma başlatıldı. Soruşturmalar, baronun 2016 ile 2018 dönemindeki faaliyetlerini kapsıyordu. O dönem gündemdeki hukuki, siyasi ve toplumsal olaylara dair insan haklarını savunmak amacıyla yapılan basın açıklamaları ve hazırlanan raporlar suçlamaya konu ediliyordu. Adalet Bakanlığı’nın izin vermesiyle bu üç soruşturma daha sonra davaya dönüştü.

Söz konusu açıklamalardan biri Diyarbakır Barosu’nun 2017 yılında yaptığı “24 Nisan / Büyük Felaket: Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz” başlıklı açıklama hakkındaydı ve 1 Aralık 2019’da Batman Ağır Ceza Mahkemesi tarafından davaya dönüştürüldü. Diyarbakır Barosu önceki dönem başkanı Ahmet Özmen ile yine önceki dönem yönetim kurulu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301’inci Maddesi gereğince “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek, TBMM’yi aşağılamak” suçundan dava açılmasına karar verildi.

HDP eski milletvekili Osman Baydemir’in Meclis’te yaptığı konuşma nedeniyle TBMM içtüzüğü gereğince ceza almasıyla ilgili 18 Aralık 2017’de “Kürdistan ifadesini cezalandırma utançtır” şeklindeki açıklama ile Hakkari’nin Oğul Köyü Kanireş bölgesinde SİHA tarafından vurularak ölen ve yaralananların sivil olduğunun belirtildiği raporun yayımlanması da soruşturmanın ardından Aralık 2019 sonunda dava konusu oldu.

2016-2018 yıllarında Diyarbakır Barosu Başkanı olan Ahmet Özmen ve dönemin Yönetim Kurulu Üyeleri Mahsum Batı, Nurşin Uysal, Cihan Ülsen, Sertaç Buluttekin, Neşet Girasun, Serhat Eren, İmran Gökdere, Velat Alan, Ahmet Dağ ve Nahit Eren hakkında dava açılan isimler.

Baro, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından da açıkça hedef alındı. Yöneticileri “örgüt propagandası yapmak” ve “terör örgütü sözcülüğü” ile suçlayan Soylu, bu suçlamalarına ne delil ne tanık ne de hukuki bir dayanak gösterdi.

Öte yandan Diyarbakır Barosu bu süreçte, insan haklarının korunmasına yönelik çabaları nedeniyle iki önemli ödüle layık görüldü. 2016’da Uluslararası Hrant Dink Ödülü yurt içinden Diyarbakır Barosu’na verildi. 2018 yılında ise Uluslararası Ludovic Trarieux İnsan Hakları Jüri Özel Ödülü’nü aldı.

28 Nisan 2020‘de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Barosu yöneticileri hakkında, baronun “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Nefret Söylemi Hakkındaki Basın Açıklaması” başlığıyla açıklaması nedeniyle baro yöneticileri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216/3 maddesi kapsamında, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama suçundan soruşturma başlattı.

TCK’nin 216’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasında “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü bulunuyor.

24 Nisan 2020′de Diyanet İşleri Başkanlığı hutbesinde Ali Erbaş, LGBTİ+’ları ve HIV’le yaşayanları hedef göstermiş, nefret söylemi yaymıştı. İHD Ankara Şubesi ve Ankara Barosu Erbaş’ın nefret söylemi yaydığını belirterek suç duyurusu yapmıştı. Diyarbakır Barosu açıklamasında şöyle demişti:

“Diyanet İşleri Başkanının taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde ve açıkça Anayasanın 10. Maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı söylemlerde bulunamayacağını; hiç kimsenin cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği ve hastalık durumu sebebiyle ayrımcılığa uğrayamayacağını ve bunun bütün kamu kurumları tarafından da bağlayıcı olduğunu vurguluyoruz. Kendisini ayrımcı ve nefret söylemi içeren ifadelerinden dolayı kınıyor, nefrete inat yaşamı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.”

güncelleme: 10/07/2020, 12:53
 
eshid/eşit haklar logo hafıza merkezi logo Netherlands Helsinki Committe logo
© 2019