Dava Takvimi

October 2021

Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1
2
3
4
5
6
7
8
  • ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü Davası
  • Osman Kavala/Gezi/Çarşı Davası
9
10
11
12
13
14
15
  • DİSK 1 Mayıs Davası
  • Şeyhmus Gökalp
16
17
18
19
  • İzmir Las Tesis
  • Ali Ekber Barmağıç
20
21
22
23
24
25
26
  • Nimet Tanrıkulu
27
28
29
30
31
Osman Kavala
tutuklu yargılanıyor

İş insanı Osman Kavala, Türkiye’de sivil toplumun öncülerindendir. Kavala, 1982’de atıldığı aktif iş hayatı sırasında hem kurduğu şirketler hem de kurucuları arasında olduğu sivil toplum örgütleri aracılığıyla Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve çokkültürlülük alanında faaliyetlere ön ayak olmuştur. 1999 İstanbul Depremi’nin ardından önayak olduğu dayanışma faaliyetlerinden sonra, tamamen sivil toplum alanına yönelmiştir. Birçok sivil toplum kuruluşunun kuruculuğunu üstlenen Kavala, bu kuruluşlar vesilesiyle kültürel çeşitliliğin tanınmasını, kültür-sanat diyaloğunu geliştirmeyi, kültürel işbirliğini güçlendirmeyi ve kültürel mirası korumayı hedeflemiştir.

Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 15 gün gözaltında tutulduktan sonra 1 Kasım 2017’de “Gezi eylemlerinin yöneticisi olmak” ve “15 Temmuz darbe girişimine katılmak” suçlamalarıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konuldu. Halen aynı cezaevinde tutuluyor.

Kavala hakkındaki soruşturma daha sonra genişleyerek yeni operasyonlara dönüştü. Bu kapsamda 2018 yılının Kasım ayında düzenlenen operasyonda, Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Anadolu Kültür çalışanlarının da aralarında olduğu 13 akademisyen ve hak savunucusu gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan Yiğit Aksakoğlu tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kavala’nın tutuklanmasına “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” ve “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiaları gerekçe gösterilse de 1 yıl 4 ay boyunca Kavala hakkındaki suçlamaları anlatan bir iddianame hazırlanmadı. Bu süre zarfında avukatlarının, “kişilerin adil yargılanma, belgelere ulaşma, masumiyet hakkını ihlal eden bir durum” diye niteleyerek, tahliye edilmesi istemiyle yaptıkları 20 başvurunun hepsi reddedildi.

Bu süre zarfında Kavala, tutukluluğuna dair hak ihlali olduğu gerekçesiyle Aralık 2017’de Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi’ne 2017 yılının Aralık ayında yaptığı bireysel başvuru, 22 Mayıs 2019’da oy çokluğuyla reddedildi. Ret gerekçesinde iddianamede yer alan suçlamalar konusunda ısrar ediliyor ancak Anayasa Mahkemesi’nin kararına Mahkeme’nin Başkanı Zühtü Arslan da karşı çıkıyordu. Karşı oy kullanan 5 üyeden biri olan Arslan iddianameyi “Kavala’nın Gezi’ye katılması ve desteklemesi tek başına suçlu olduğunu göstermez,” sözleriyle eleştirdi, “başvurucunun tutuklanması için gerekli kuvvetli belirtinin soruşturma makamlarınca gösterilemediğini,” vurguladı.

Benzer bir başvuru Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de yapıldı. 7 Haziran 2018’deki bu başvuru Ağustos ayında kabul edildi. AİHM, 19 Eylül 2018’de Kavala’nın dava başvurusu hakkında hükümetten savunma istedi. 10 Ocak 2019’da Avrupa Konseyi de Kavala’nın AİHM’deki davasına müdahil olduğunu duyurdu. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, AİHM’e ancak 5 ay sonra 13 Mart 2019’da cevap verdi; yani Kavala hakkında 16 ay sonra hazırlanabilen iddianameden sadece birkaç hafta sonra…

19 Şubat 2019 tarihli 657 sayfalık iddianamede Kavala’nın 2013 yılında yaşanan Gezi eylemlerini finanse edip, örgütlediği ve bu suretle hükümeti devirmeye teşebbüs ettiği öne sürüldü. İddianamede, Kavala’nın, telefon konuşmalarında Gezi’ye masa, sandalye götürülmesi gerektiği yönündeki sözleri, yaptığı birkaç yurtdışı seyahat de iddiaların kanıtı olarak gösterildi. Kavala dahil iddianamedeki 16 ismin Gezi eylemlerine 2011’den itibaren hazırlık yaptığı ve “tepe yönetim” olduğu iddia ediliyor.

“Gezi Parkı Olayları” adlı bu iddianame 4 Mart 2019 tarihinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Açılan davanın 24-25 Haziran 2019 tarihlerinde Silivri’de görülen ilk duruşmasında Yiğit Aksakoğlu tahliye edildi ancak Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Sanat yoluyla insan hakları savunuculuğu yapan Kavala, ülkenin demokratikleşme ve sivilleşmesine hizmet etmesi amacıyla Türkiye’nin önde gelen yayınevlerinden İletişim Yayınları’nın 1983’teki kuruluşuna öncülük eden isimler arasında. Kâr amacı gütmeyen kültür kurumu Anadolu Kültür A.Ş.’yi 2002’de kurmuştur. Aynı yıl Diyarbakır’daki kültür sanat ortamının canlanmasına katkıda bulunmak maksadıyla Diyarbakır Sanat Merkezi’ni, 2004’te de Kars Sanat Merkezi’nin kuruculuğunu üstlenmiştir. Adıyla müsemma Kültürel Mirası Koruma Derneği ile İstanbul’daki önemli kültür sanat merkezi ve tartışma alanlarından DEPO’nun da kuruluşunda yer alıp, çalışmalarına destek vermiştir.

Kavala kurucusu olduğu Anadolu Kültür’ün Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra Açık Toplum Vakfı, TESEV, TEMA Vakfı, Tarih Vakfı, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı gibi pek çok sivil toplum örgütünde kurucu üye, yönetim kurulu üyesi veya danışma kurulu üyeliği yapmıştır.

Kavala bugün Gezi Davası’nın baş sanığı ve kendisine isnat edilen suçlamalar dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık 2019‘da, Osman Kavala’nın makul şüphe olmadan siyasi sebeplerle tutuklanması ve Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu makul bir sürede incelememesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiğine karar verdi.

Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 1. ve 4. fıkraları ile 18. maddenin ihlal edildiğine karar vererek Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına hükmetti. Kararda, tutukluluğun hak ihlali olduğu belirtildi.

Davanın 24 Aralık 2019 tarihindeki duruşmasında, AİHM kararına rağmen mahkeme Osman Kavala’yı tahliye etmedi. Bir sonraki duruşma 28 Ocak 2020‘de yapıldı. Beşinci duruşmada avukatların reddi hakim talepleri reddedildi. Avukatlar salonu terk ederken izleyiciler dışarı çıkarıldı. Mahkeme AİHM kararına rağmen Osman Kavala’yı tahliye etmedi ve mahkeme 18 Şubat 2020‘ye ertelendi.

Savcı, 6 Şubat 2020‘de açıkladığı mütalaasında, Osman Kavala’nın, Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı’yla birlikte TCK’nin 312. maddesinde düzenlenen “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ” suçundan cezalandırılmasını istedi.

Davanın 6. duruşması 18 Şubat 2020′de Silivri’de, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Osman Kavala ve diğer tüm sanıklar hakkında beraat ve Kavala hakkında tahliye kararı verildi.

Ancak Kavala tahliye edilmeden başka bir soruşturma nedeniyle yeniden tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün Silivri’de yeniden gözaltına alınan Kavala’yı, tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk etti. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, 15 Temmuz soruşturması kapsamında  “Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasal düzenini cebir, şiddet kullanarak değiştirmeye teşebbüs etme” suçundan, “suçun ağırlığı ve Gezi davasından beraat etmesi nedeniyle kaçma tehlikesi olduğu” gerekçesiyle 19 Şubat 2020‘de Kavala’nın tutuklanmasına karar verdi. Başsavcılık Osman Kavala’nın 15 Temmuz darbe girişiminin karar sürecine katıldığını iddia ediyor.

Osman Kavala mahkemedeki ifadesinde iki yıl dört aydır hukuksuz bir şekilde tutuklu olduğunu belirterek, beraat kararı sonrasında hakkında çıkarılan gözaltı kararıyla hak ihlalinin sürdüğünü belirtti. 15 Temmuz darbe girişimine destek olduğu iddiasının asılsız olduğunu söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kavala hakkında açıkladığı ‘özgürlük’ kararına Türkiye’nin yaptığı itirazı 12 Mayıs 2020‘de  reddetti. Kararın ardından Osman Kavala’nın avukatları, müvekkillerinin, AİHM’in ihlal saydığı kararındakiyle aynı gerekçelerle tutuklu bulunduğunu ifade ederek serbest bırakılması için başvuru yaptı.

Anayasa Mahkemesi, Kavala’nın bireysel başvurusunu 29 Eylül 2020‘de karara bağlayacaktı ancak aynı gün erteleme kararı verdi. Kararın açıklanmasından saatler sonra Osman Kavala hakkındaki ikinci iddianamenin mahkemeye gönderildiği duyuruldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni iddianamede Kavala hakkında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmak’ başlıklı 309. maddeden ağırlaştırılmış müebbet hapis ve ‘casusluk’ başlıklı 328. maddeden 20 yıla kadar hapis cezası istedi.

Davanın ilk duruşması 18 Aralık 2020, saat 13:30’da İstanbul Adalet Sarayı’nda görüldü. Kavala, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) bağlandı. Duruşma mahkeme başkanının iddianamesini okumasının ardından Kavala savunmasını yaptı.

Savunmasında, “Bu iddianamedeki suçlamaların hiçbiri, olgusal temele, delile, somut bir eylemin incelenmesine dayandırılmamıştır. Bunlar, dünya görüşüme, etik değerlerime ve sorumlu olduğum sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin amaçlarına taban tabana zıt iddialardır. Somut delillerin yokluğunda, iddialar birbirlerinin gerekçesi haline getirilmiş, suçlamalar iç içe geçirilerek suçlu olduğuma dair algı yaratılmasına gayret edilmiştir.” dedi.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Osman Kavala’nın bireysel başvurusunu 29 Aralık 2020‘de ele aldı ve Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

22 Ocak 2021‘de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, Gezi Davası’nda verilen beraat kararlarını kaldırdı. Daire, dava dosyasının yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Eksik delillerin sağlanması ile yargılamanın devamına karar verildi.

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Şubat 2021‘deki duruşmada “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “siyasal ve askeri casusluk” suçlamalarıyla açılan davanın Gezi davasıyla birleştirilmesine karar verdi.

Dosyaların birleştirilmesi sonrası 16 sanığın yargılandığı davanın yeniden görülmesine 21 Mayıs 2021‘de başlandı. Duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan Kavala, mahkemeye sunduğu beyanında iddianamedeki delillerin keyfiliği ve muğlaklığını hatırlatarak Almanya’nın Nazi dönemindeki uygulamalardan örnekler verdi. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına oy çokluğuyla karar verilirken mahkeme başkanı devam kararına muhalif kaldı.

35 kişinin Aralık 2015’te beraat ettiği Çarşı davasının kararı 28 Nisan 2021’de bozuldu. Kararı bozan Yargıtay, dosyanın Gezi Parkı davasıyla birleşmesine hükmetti. 30. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Mahmut Başbuğ, söz konusu hükümle ilgili 15 Haziran 2021’de Çarşı davasının görüleceği İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazarak dosyaların birleştirilmesini önerdi. Ardından 28 Temmuz 2021’de bu mahkemeye geçici olarak atanan Başbuğ, kendi talebini yerinde bularak birleştirmeye onay verdi. Böylece hem talepte bulunan, hem de kararı veren hakimin hükmü ile dosyalar birleşti.

Birleştirme kararının ardından, Kavala’nın 6 Ağustos’ta görülmesi planlanan duruşması iptal edildi ve yeni duruşma tarihi olarak 8 Ekim 2021 verildi. 8 Ekim’deki duruşmada, Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar dosyaların ayrılmasını ve müvekkilinin tahliyesini istedi. SEGBİS’le bağlanan Osman Kavala savunmasında “Benimle ilgili suçlamaların çarpıcı yanı, sadece herhangi bir delile dayanmıyor olmaları değildir. Bunlar mantık sınırlarını aşan komplo teorilerine dayandırılan fantastik nitelikte iddialardır. Sudan bahanelerle tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır, algı yaratma çabasıdır, AİHM’in kararının etrafından dolanma girişimidir. Umarım, davaların birleştirilmesi, Türk yargısının karşı karşıya olduğu tehditlerin daha iyi anlaşılmasına vesile olur. Umarım ülkemizde bir daha böyle bir iddianame hazırlanmaz, böyle şey bir daha yaşanmaz” dedi.

Savcı ise mütalaasında, Kavala’nın suçun vasıf ve mahiyeti nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, Kavala’nın ‘kuvvetli suç şüphesi ve somut delillerin olduğu’ gerekçesiyle tutukluluğuna devam kararı verdi. Bir sonraki duruşma tarihi 26 Kasım 2021. 

 

güncelleme: 11/10/2021, 13:09
 
eshid/eşit haklar logo hafıza merkezi logo Netherlands Helsinki Committe logo
© 2019