Image

MLSA

Van’da beş yıldır devam eden yasaklar, sivil toplum örgütlerini etkilemeye devam ediyor. Kentteki yasak ve baskılardan iklim krizi ve çevre sorunları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşları ve aktivistler de nasibini alıyor. Çevre sorunları hakkında yapmak istediği basın açıklamaları nedeniyle Van Çevre, Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği (Çev-Der) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık, dört ayrı idari para cezasına çarptırıldı. Farklı zamanlarda Kabahatler Kanununa dayanılarak hakkında ceza verilen Kalçık, kentte devam eden yasaklar ve verilen cezalarla ifade özgürlüğünün engellendiğini ve derneğin derinleşen iklim krizine ilişkin çalışma yapamaz hale getirilmek istendiğini söylüyor.

Kurulduğu 2005 yılından bu yana çevre ve iklim üzerinde faaliyet yürüten Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık’a iki yılda 5326 sayılı Kabahatler Kanununda yer alan “emre aykırı davranış” gerekçe gösterilerek dört ayrı idari para cezası verildi. Kaçık’ın aykırı davrandığı iddia edilen “emir” ise kentte Kasım 2016 tarihinden bu yana aralıksız bir şekilde devam eden eylem ve etkinlik yasakları. Kendisine verilen cezalar hakkında konuşan Kalçık, çevrenin korunmasını talep ederken nasıl bir kabahat işlemiş olabileceği sorusunu soruyor ve cezaları, ifade özgürlüğünü hiçe sayan antidemokratik bir uygulama olarak değerlendiriyor: “İnsanın en temel haklarından birisi, düşüncesini özgür bir biçimde ifade etmektir. Havamız ve toprağımız temiz kalsın diyoruz. Tek yaptığımız çalışma, çevrenin korunması için kamuoyunda farkındalık yaratmak, yasa koyucuları çevreyi korumak için harekete geçirmek. Fakat bu, yasaklar, yargılamalar ve cezalarla engelleniyor.”

‘Afetlere ve iklim krizine dair bir söz söyleyemiyoruz’ 

Kalçık, bölgede yaşanan sel, kuraklık yangın gibi afetler ve HES, taş ocağı, baraj gibi uygulamaların çevre üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekmek için farklı tarihlerde yaptıkları çalışmaların engellendiğini belirtiyor. Kalçık, “Biz çevre örgütüyüz. Bölgenin çevre sorunlarına karşı duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Yaptığımız çalışmaların siyasi bir boyutu yok ama kentte üç kişi bir araya gelemiyor çünkü 1900 gündür her türlü gösteri ve yürüyüş yasak. Ülkede ve bölgede önemli çevresel sorunlar var. Bununla ilgili basın açıklaması yapmaya çalıştık ama bu yüzden dört kere ceza aldım. Basın açıklamasına katıldığımız için mülkü amirin verdiği karara uymadığımız söyleniyor” dedi.

“Bu yasaklar ve cezalandırmalar bizim iklim krizine dönük çalışmalarımızı sekteye uğratıyor” diyen Kalçık, iklim sorununun şu an küresel anlamda en büyük sorun olduğunu ve özellikle bir çevre derneği olarak bu soruna karşı kayıtsız kalamayacaklarını söylüyor: “İklim sorunu, son yıllarda savaş veya enflasyondan daha elzem bir sorun olmaya başladı. Dünyayı tehdit eden bu kriz, bölgemizde de kuraklık, sel ve yangın gibi afetlerle kendini gösteriyor. Bu afetlere ilişkin veya bölgede çevre için bir tehdide karşı çalışma yürütemiyor, insanlara ulaşamıyoruz. Ekolojik tahribatlara karşı bir farkındalık yaratmak ve çözüme kavuşsun diye çevre sorunlarına yetkililerin dikkatini çekmek istiyoruz. Bunu da basın açıklaması ile yapabiliriz. Ancak ‘çevremizi korumamız gerek’ dediğimiz basın açıklamaları bile cezalandırılıyor. Yasalarla garanti altına alınmış haklarımız yasaklarla engelleniyor.’’

Kalçık, yasakların ve kendisi hakkında verilen cezaların yasal bir boyutunun olmadığını savunuyor: “5 Haziran Dünya Çevre günü için bir etkinlik yapmak istedik ancak bu bile engellendi. Koçköprü Barajı denilen bir gölette yaşanan balık ölümlerine dikkat çekmek istedik. Bir basın açıklaması dahi yaptırmadılar. Yine yapılan HES’lere, barajlara ve taş ocaklarına ilişkin yaptığımız her çalışma engelleniyor. Bu yasak, engelleme ve cezaların yasal bir boyutu yok. Yasalar, temel hak ve özgürlükler ihlal ediliyor. Çevremiz korunsun, havamız kirlenmesin, Van Gölü temiz kalsın diyerek nasıl bir kabahat işlemiş olabilirim?‘’

Mahkeme, cezayı ‘demokratik gereklere uygun olmadığı’ gerekçesiyle iptal etti 

Kalçık’ın bu itirazı kendisine verilen dört ayrı cezadan birisinin iptal edilmesiyle karşılık buldu. Kalçık’ın 28 Aralık 2019 tarihinde yaptığı itirazın ardında Van 1. Sulh Ceza Hakimliği, Kalçık’a verilen idari para cezasını iptal etti. Mahkeme gerekçeli kararında “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkanını korumayı amaçlamaktadır” diyerek 5326 sayılı Kanunun 32. maddesinde yer alan “emre aykırı davranış“ kabahatinin barışçıl gösterileri engellemek için kullanılmaması gerektiğine hükmetti. Van Emniyet Müdürlüğünün verdiği 320 TL’lik idari para cezasını iptal eden mahkeme, Anayasa vurgusu da yaptı ve “Muterize verilen idari para cezasının kamu düzenin sağlanması ve başkalarının haklarının korunması için demokratik toplum gereklerine uygun olmadığı, caydırıcı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ve açıklanan nedenlerle muterizin itirazının kabulüne karar verilmiştir” dedi.