Image
hikmet hazer

muzir.org

“Ailem Güvende” operasyonu kapsamında Kuşadası’nda tutuklanan LGBTİ+ hakları savunucusu Hikmet Hazer’in avukatı ve arkadaşı Sezin Atmaca, gözaltı ve tutuklama sürecini anlatıyor.

Kuşadası’nda “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve ardından tutuklanan LGBTİ+ hakları savunucusu Hikmet Hazer’in avukatı ve arkadaşı Sezin Atmaca, yaşanan süreci Muzir.org’a anlattı. 

Atmaca, Hazer’in gözaltına alınmasından ev baskınının görüntülerinin basına servis edilmesine, soruşturmanın dayanaklarından tutuklama kararına kadar sürecin hukuka aykırı yürütüldüğüne dikkat çekiyor. Atmaca’nın, hem bir avukat hem de Hazer’in arkadaşı olarak yazdığı mektubu yayımlıyoruz:

“Müvekkilim ve arkadaşımız Hikmet Hazer 12 Eylül’de bir gece yarısı baskını ile gözaltına alındı. 

“Biz Hikmet’i, Kuşadası’ndaki toplumsal mücadeleden, vicdani red açıklamasından , elinde gökkuşağı bayrağı ile her eylemin rengi olmasından, renkli güvercin insiyatifinden, gençlik enerjisinden, neşesinden ,sabahın beşinde lokantadaki işine gitmesine rağmen hiç mazeret üretmeden her yere yetişmeye çalışmasından, kadın ve LGBTİ+ mücadelesinden tanıyoruz. 

“Hikmeti herhangi bir suç ile ilişkilendirmek onu tanıyanlar için mümkün değil. Ancak Hikmet, evi basılarak gözaltına alındı ve cinsel yönelimi nedeni ile kendisine “yakıştırılan” suçlamalar nedeni ile tutuklandı. Avukatı olarak ayrı, arkadaşı olarak ayrı üzgünüm. 

“Avukatı olarak çok üzgünüm çünkü, süreç hukuka uygun şekilde yürütülmedi ve Hikmet’in tutuklanmasına engel olamadık. Sadece konu ile ilgili olanlar değil herkesin bildiği üzere, suç soruşturması, suça ilişkin bir kanıtın bulunması ya da suça ilişkin bir ihbarın yapılması ile başlar. Hikmet’in de içinde bulunduğu soruşturma, bir kanıt ve ihbar olmadan merkezi düzeyde bir karar ile başlatıldı. Yani bu operasyonda gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerden bazıları, cinsel yönelimleri, bazıları insan haklarını savundukları, bazıları düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini kullandıkları için “olağan şüpheliler” ilan edilerek soruşturmaya dahil edildi. 

“Soruşturmanın başında, tek bir kanıt dahi olmadan suçlu ilan edilen Hikmet hakkında , gözaltı, arama ve elkoyma işlemleri yapıldı. Bu işlemlerde, kolluk tarafından “bir şeyler” elde edildi, ancak bunlar atılı suçun kanıtı ve suç niteliğinde olabilecek “şeyler” değil. Bunlar kanıt değil “bahane”dir. 

“Operasyon kapsamında Hikmet ‘in evine yapılan gece baskını kolluk tarafından kameraya alınmış ve bu kayıtlar basına servis edilmiştir. Bu kayıtlarda Hikmet’in yüzü ve evi açıkça görülmekte. Oysa, savcılık soruşturması gizlidir, gece yarısı yapılan bu baskındaki çekimlerin basına verilmesi soruşturmanın gizliğini ihlal ettiği gibi Türkiye Cumhuriyet Anayasası ile korunan özel hayatın gizliliği, konuta saygı haklarını ihlal etti. 

“Genç bir insan hukuka aykırı şekilde afişe edildi. Hikmet’e yöneltilen suçlamaların, Türk Ceza Kanunu’nundaki yaptırımlarından biri iki yıl diğeri ise altı ay cezayı gerektirecek nitelikte. Suçlamalara ilişkin hiçbir kanıt olmamasını bir yana bıraksak dahi, Hikmet sabıkasızdır, bir ceza verilse dahi verilebilecek ceza ertelemeye tabii olacaktır. Buna karşın Hikmet’in üzerine atılı bu suçlar nedeniyle tutuklanması, bu kararın hukuki olmadığını açıkça gösteriyor. 

“Haydi, ihlal edildiği iddia edilen norma ilişkin ceza miktarını da bir tarafa bırakalım, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda sıralanan tedbirlerin tümü ve elbette tutuklama tedbiri de ceza soruşturmasının sağlıklı şekilde yürümesine hizmet etmek zorunda. Yanı tedbirin, soruşturma için bir amacının olması gerekir. Ancak Hikmet’in tutuklanmasının bu soruşturmaya nasıl bir katkısının olacağını dosyadan ve karardan anlamak mümkün değil. 

“Karardan anlayamadığımızı toplumsal mücadele pratiğimiz ile çok net şekilde anlayabiliyoruz; Hikmet, çeşitli sesleri, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü savunduğu için tutuklandı. 

“Son olarak şunun altını çizmek istiyorum: Hikmet hakkındaki soruşturma ve O’nun tutuklanması hukuka uygun değil ama en azından kanuna uygun olsaydı… Hikmet’in arkadaşı olarak da çok üzgünüm. Soruşturma sürecinde, avukat arkadaşlarımızla hep birlikte elimizden geleni yaptık ancak Hikmet tutuklandı. Elimizden geleni yapmış olmak bizi rahatlatmıyor, üzüntümüzü azaltmıyor. Bir tek bunun kısa bir mola olduğunu, Kuşadası’nın en kısa sürede renklerine kavuşacağını düşünmek istiyoruz. Çünkü, umut mecburi istikamet. 

“12 Eylül darbesinin 46.yılında, bizim halimiz bu. Aynı operasyon ile Türkiye’nin her yerinde onlarca aktivist, trans, dernek yöneticisi ve onlara destek için alana çıkan hak savunucuları gözaltında ya da tutuklandı. Onlarca avukat arkadaşımız süreci takip ediyor, hukuki yardımda bulunuyor. Birbirimize sahip çıkmaktan başka çaremiz olmadığını hatırlatan günlerden geçiyoruz ve bunlar da geçecek diyoruz.”