Gezi Davası, bir torba dava mı, savcılıkların cezalandırmak istediği kişileri ilişkilendirdiği bir ‘’örgüt’’ mü; bitti mi; bitmedi mi; bu konularda bir kesinlik yok. Kesin olan tek şey Gezi olaylarından 9 yıl sonra verilen kararla Osman Kavala’nın (TCK 312) suçlamasından, takdir indirimi olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet cezasına, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekten 18’er yıl hapis cezasına çarptırılmış olmaları.
Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER), özellikle zorla göç ettirilen gruplar arasında sosyal dayanışmayı geliştirmek ve göç mağdurlarının insanca yaşama yönelik taleplerini yükseltmek amacıyla, 2016’da İstanbul’da kuruldu. Zorunlu göç olaylarını kaydetmek, yaşananlara tanıklık etmek ve gözlem raporları hazırlamak gibi hafıza oluşturmaya yönelik çalışmaları bulunuyor. Derneğin bugüne kadar iki çalışması hakkında dava açıldı, yöneticilerine “Dernekler Kanunu’na Muhalefet”ten para cezası kesildi, “devlet ve kurumlarını aşağılamak” suçlamasıyla soruşturma açıldı.
Türkiye’deki hekimlerin yüzde 88’ini temsil eden Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) üye ve yöneticileri, 2018 yılından bu yana soruşturma ve yargılama süreçlerine maruz kalıyor, hedef gösteriliyor. “Zeytin Dalı” askeri operasyonu sonrası yaptıkları “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklaması nedeniyle 11 eski yöneticiye “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçundan hapis cezası verildi. Covid-19 pandemisi sırasında yaptıkları açıklamalar nedeniyle illerdeki yöneticilerine soruşturmalar açıldı.
Sendikacı Başaran Aksu, hayatını emek hareketinin içinde ve sahada geçirdi. Farklı işkollarından pek çok işyerindeki sendikal örgütlenmede görev aldı, bağımsız sendikaların kuruluşunda rol oynadı. Yaptığı konuşmalar ve katıldığı eylemler nedeniyle sayısız kez gözaltına alındı, hakkında onlarca soruşturma açıldı. Yargılamaya dönüşenlerden ise bugüne kadar hiç ceza almadı. 2014’te Soma’da, Dev Maden-Sen örgütlenmesi için çalışırken yaklaşık 400 kişinin linç girişimine uğradı, üç ay hastanede yattı.
İnsan hakları savunucusu Özlem Dalkıran aynı zamanda bir çevirmen ve yazar. Uluslararası Af Örgütü Türkiye şubesinin kurucu üyesi. Yurttaşlık Derneği’nin (eski adıyla Helsinki Yurttaşlar Derneği) kuruluşundan bu yana çok çeşitli pozisyonlarda, kampanya ve projelerde yer aldı. Dalkıran, 2017’de Büyükada’da Yurttaşlık Derneği’ni temsilen bulunduğu eğitim çalıştayı sırasında kendisi gibi dokuz hak savunucusuyla birlikte gözaltına alındı ve tutuklandı. Sonraki üç yıllık yargılama süreci tüm hayatını değiştirdi.
Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Kamil Kartal, hayatı boyunca sendikal mücadele içinde yer aldı. Hakkında sayısız dava açıldı, pek çok kez gözaltına alındı. Kartal’a Akhisar Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 2 yıl 9 aylık hapis cezası Yargıtay aşamasında.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Balıkesir Şube Başkanı Rafet Fahri Semizoğlu, jandarma tarafından sabaha karşı evine yapılan baskınla gözaltına alındı, beş gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı ve hakkında soruşturma açıldı. İfadesi alınırken kendisine bir buçuk yıl evvel yaptığı cezaevi görüşmeleri soruldu. Hakkındaki suçlama “terör örgütüne finansal destek sağlamak”.
Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak amacıyla başlatılan “Bir Günlük Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyası 3 Mayıs 2016’da başladı, 7 Ağustos 2016’da sona erdi. Kampanyaya katılan 56 nöbetçi yayın yönetmeninden 49’una soruşturma açıldı. 11 soruşturma takipsizlikle sonuçlandı, 38 dosya davaya dönüştü. Yedi kişi beraat ederken, 27 kişiye ceza verildi. Şebnem Korur Fincancı, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu hakkında verilen beraat kararı, İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu.
İzmirli LGBTİ+ aktivisti İsmail Temel, 5 Ağustos 2020’de İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için Alsancak’ta düzenlenen eylemde polis tarafından darp edildi. Gözaltına alınırken gördüğü şiddet üzerine bayılan Temel, ambulans yerine polis aracına alınarak hastaneye götürüldü. Daha sonra “görevi yaptırmamak için direnme”, "polise mukavemet etmek” iddialarıyla ifadeye çağrıldı. Rızası dışında ailesine cinsel yönelimi açıklanan Temel, evini ve işini kaybetti.
Türkiye, 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da yapılan Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısında imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’ne (tam adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ilk imza koyan ülke.