İris Mozalar, İstanbul’da yaşayan trans bir kadın ve insan hakları savunucusu, uzun yıllardır LGBTİ+ ve feminist hareket içinde yer alıyor; savunuculuk yürütüyor. Son yıllarda Türkiye’de feminist ve LGBTİ+ eylemliliklerine yönelik polis müdahaleleri, yasaklamalar ve yargı süreçleri yoğunlaşırken İris de barışçıl protesto hakkını kullandığı eylemler ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle çok sayıda gözaltı, soruşturma ve dava ile karşı karşıya kaldı. Hakkında açılan davalar ve maruz kaldığı hedef gösterilmeler, özellikle trans kimliğine yönelik baskı ve yargısal taciz tartışmalarının güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
İris Mozalar, İstanbul’da yaşayan trans bir kadın ve insan hakları savunucusudur. Uzun yıllardır LGBTİ+ hakları, feminist mücadele, ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü alanlarında savunuculuk yürütüyor; özellikle transların yaşam hakkı, güvenliği ve ayrımcılıktan korunması için çalışıyor. Hak ihlallerini izliyor ve belgeliyor, kamuoyunu bilgilendiriyor, dayanışma ağlarını güçlendirmeye çalışıyor. Sahadan gelen bir aktivist olarak hem yerel hem de ulusal düzeyde örgütlenme deneyimi var.
İris, Türkiye’de feminist ve LGBTİ+ eylemliliklerine yönelik polis müdahalelerinin, hedef göstermelerin ve yargısal baskının yoğunlaştığı bir dönemde, barışçıl ifade ve protesto hakkını kullandığı için birden fazla kez gözaltına alındı. Bazı süreçlerde kötü muamele ve işkenceye maruz kaldı, çeşitli soruşturmalar ve davalar kapsamında yargılandı. 2024 yılında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklandı, kısa süre sonra tahliye edildi, 2025 yılında beraat etti; Aralık 2025’te beraat kararı kesinleşti. 25 Kasım 2024 eylemleri, 8 Mart 2025 Feminist Gece Yürüyüşü ve 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü süreçlerinde “ihtara rağmen dağılmama” suçlamasıyla; 8 Mart süreciyle bağlantılı olarak ayrıca “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılanıyor.
İris hakkında yürütülen soruşturmalar ve davalar, Türkiye’de özellikle feminist ve LGBTİ+ savunuculuğunu kriminalize eden daha geniş bir baskı ikliminin parçası. Trans kimliği nedeniyle hedef gösterilen İris bu süreçlerde yargısal tacize maruz kalıyor, İris hakkında, farklı suçlamalardan dolayı dört ayrı dava devam ediyor.
“Türkiye’de yaşayan herkesin eşit bir şekilde mutlu olması gerekir”
2024 Haziran ayı sonunda Kayseri’de Suriyeli göçmen ve mültecilere yönelik ırkçı saldırıların ardından 2 Temmuz 2024’te sosyal medyada bu saldırıları “pogrom” olarak niteleyen ve nefret iklimine karşı uyarıda bulunan paylaşımlar yaptı. Bu paylaşımlar gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatıldı. 10 Temmuz 2024 akşamı evinden gözaltına alındı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü; savcılık talimatı ile bir gece nezarethanede tutuldu. 11 Temmuz 2024 sabahı adliyeye sevk edildi; savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarıldı ve aynı gün tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Ceza infaz kurumuna giriş sürecinde çıplak aramaya maruz kaldı. 12 Temmuz 2024 akşamı tahliye edildi. Hakkında İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı; 12 Şubat 2025’teki ilk duruşmada savcılık cezalandırılmasını talep etti. 26 Şubat 2025’te görülen ikinci duruşmada ise beraat etti. Cumhuriyet Savcısı beraat kararına karşı istinafa başvurdu; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 4 Aralık 2025 tarihli kararla istinaf başvurusunu reddetti, temyiz edilmeyen karar kesinleşti. İris’in Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde devam ettiği lisans öğrenimi de bu süreçte sekteye uğradı. Bütünleme sınavlarına giremediği için derslerini veremedi.
25 Kasım 2024 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
25 Kasım 2024’te Beyoğlu/Taksim ve İstiklal Caddesi çevresinde Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılacağı duyurulan yürüyüş öncesinde kolluk kuvvetleri bölgede yoğun güvenlik önlemi aldı. Beyoğlu Kaymakamlığı kamu düzeninin korunması gerekçesiyle yasaklama kararı aldı. “İhtara rağmen dağılmamak” isnadıyla çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı ve İris, 168 kadınla birlikte gözaltına alındı. 21 Ekim 2025 tarihli iddianamede 168 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşe silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlaması yöneltildi; 7 kişi hakkında ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme” suçlaması yer aldı. Dava İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. İlk duruşma 8 Ocak 2026’da yapıldı, ikinci duruşma 8 Nisan 2026 tarihine ertelendi.
8 Mart 2025 Feminist Gece Yürüyüşü
112 kişi gözaltına alındı; yalnızca İris Mozalar hakkında dava açıldı
8 Mart 2025 Feminist Gece Yürüyüşü sonrasında 112 kişi gözaltına alındı; bunlar arasından yalnızca İris hakkında “ihtara rağmen dağılmama” suçlamasıyla dava açıldı. 21 Nisan 2025 tarihli iddianamede, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın etkinlik yasağına rağmen yürüyüş yapıldığı ve yapılan uyarılara karşın göstericilerin dağılmadığı ileri sürüldü. Dava İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 2 Aralık 2025’teki ilk duruşma izleyicilere kapalı yapıldı ve duruşma 9 Haziran 2026 tarihine ertelendi.
Aynı yürüyüş sırasında atıldığı iddia edilen bir slogan nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla İris hakkında ayrı bir soruşturma başlatıldı; hakkında yurtdışı çıkış yasağı ile imza yükümlülüğünü içeren adli kontrol tedbirleri uygulandı. Bu dava ise İstanbul 76. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 19 Ocak 2026’daki ilk duruşmada yaklaşık on bir ay sonra imza yükümlülüğü ve yurtdışı yasağı kalktı, bilirkişi raporu istendi; dosya 15 Nisan 2026 tarihine ertelendi.
23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü
29 Haziran 2025’te yapılan 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde İris, 53 kişiyle birlikte gözaltına alındı. Bir gece gözaltında tutuldu, bu süreçte diğer kişilerden ayrı tutularak tecrit edildi ve savcı ifadesi alınmadan mahkemeye sevk edilip yurtdışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı. Soruşturma sonucunda “ihtara rağmen dağılmama” suçlamasıyla hakkında iddianame düzenlendi. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması 8 Ağustos 2025’te yapıldı ve yurtdışına çıkış yasağı kalktı. İkinci duruşma 24 Aralık 2025’te görüldü; bir sonraki duruşması 5 Haziran 2026 tarihinde görülecek.