Dava Takvimi

December 2019

Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
  • İHD Malatya Şb. Bşk. Gönül Öztürkoğlu Davası
19
20
21
22
23
24
  • Gezi Davası / Gezi Trial
25
  • Gezi Davası / Gezi Trial
26
27
28
29
30
31
Şebnem Korur Fincancı
ceza aldı
Barış Akademisyenleri Davası,
Özgür Gündem Dayanışma Davası

Uzun yıllardır Türkiye’de insan hakları alanında mücadele veren adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Başkanı’dır. Aynı zamanda vakfın ve Ceza Hukuku Araştırmaları Derneği’nin kurucu üyesidir.

Korur Fincancı hakkında, “Barış için Akademisyenler” bildirisini imzaladığı gerekçesiyle İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Barış için Akademisyenler davalarının genel gidişatından farklı olarak karar aşamasına gelen dosyaya 13 Aralık 2018 tarihli dördüncü celsede “sanık tarafından Özgür Gündem Gazetesi’ne 12 Aralık 2018’de verdiği röportaj, 21 Aralık 2015’te Evrensel Gazetesine verdiği röportaj ve sanık tarafından TİHV başkanı sıfatıyla 3 Mart 2016’da Cizre ziyareti sırasında sınırlı gözleme dayalı ön inceleme raporu çıktıları dosyaya delil olarak,” eklendi.

Davanın 19 Aralık 2018’de görülen karar duruşmasında mahkeme tarafından 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilen Korur Fincancı’nın cezasında indirim veya erteleme yapılmadı, dosya istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildi. Bu sırada İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda Profesör olarak çalışmaktayken aldığı cezadan ötürü 2019 yılında “zorunlu olarak” emekli olmak durumunda kaldı.

Korur Fincancı, mesleki ömrünü işkenceyle mücadeleye adadı ve Türkiye’nin bu konuda kilometre taşlarından birisi oldu. Türkiye’de işkencenin yaygın olduğu ve yetkililerin işkencenin üstünü örttüğü 1990’larda, işkenceyi saptayan raporlar verdikçe ve tıp etiği üzerine yazılar yazdıkça, devletin baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. Uğur Mumcu sanıkları hakkında verdiği rapordan sonra resmi makamlarca tehdit edildiğini açıkladı; görevden alınmasına dair gizli yazı ortaya çıktı. Mehmet Ağar’ın Adalet Bakanlığı sırasında Adli Tıp’ın Susurluk döneminde uygulanan imha mekanizmalarından biri haline dönmesine karşı etkin mücadele verdi. 1996’da Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi adına, Bosna’nın Kalesija bölgesinde toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin otopsi çalışmalarına katıldı. 1999’da, Birleşmiş Milletler tarafından işkencenin saptanmasında uluslararası standart kılavuz olarak kabul edilen İstanbul Protokolü belgesinin oluşturucuları arasında yer aldı; daha sonra, protokolün uygulanması hakkında çeşitli ülkelerde eğitimler verdi. 2000’de, İnsan Hakları İçin Hekimler’in Güney Afrika’daki uluslararası çalışmasında, 2002’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Kadına Yönelik Cinsel Şiddet Araştırması ve El Kitabı çalışmalarında yer aldı.

Uluslararası İşkence Rehabilitasyon Merkezi (IRTC) adına gittiği Bahreyn’de, turist kılığına bürünerek, denizde cesedi bulunan ve polise göre boğularak ölen gencin vücudundan doku örnekleri aldı. Örnekleri Türkiye’ye getirdi ve yaptığı otopside gencin, ailesinin de iddia ettiği gibi, gözaltında işkenceyle öldürüldüğünü tespit etti.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü eski Müdürü Adil Serdar Saçan’ın yaptığı işkenceleri kanıtladı. Ergenekon örgütü tarafından telefonlarının dinlendiği, kişisel bilgilerinin dosyalandığı gerekçeleriyle yaptığı müdahale başvurusu kabul edildi, birey olarak Ergenekon davasının tek müdahili oldu.

Korur Fincancı, 20 Haziran 2016’da Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı gerekçesiyle RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteci-yazar Ahmet Nesin ile birlikte “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alındı. 30 Haziran 2016 tarihinde serbest bırakıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 17 Temmuz 2019 tarihli duruşmasında verilen beraat kararı 10 Eylül’de savcı tarafından temyiz edildi. 

güncelleme: 04/12/2019, 12:33

BARIŞ AKADEMİSYENLERİ DAVASI

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi, çatışmalı sürecin başlaması ve özellikle sokağa çıkma yasakları süresince bölge halkına yönelik şiddetin durması, kalıcı barış için çözüm yollarının oluşturulması çağrısıyla 11 Ocak 2016’da 89 üniversiteden 1128 akademisyen tarafından imzalanmıştı.

15 Ocak 2016 tarihi itibariyle ülke çapında onlarca akademisyen gözaltına alındı, görevden uzaklaştırıldı, adli ve idari soruşturmayla karşı karşıya kaldı.

21 Ocak 2016’da bildiri 2212 imzayla TBMM’ye sunuldu. Sunulan dosyada yurtdışından 2215 akademisyen ve araştırmacının da destek imzası bulunuyordu.

10 Mart 2016’da yaşananları kamuoyuyla paylaşmak üzere düzenlenen basın toplantısında açıklama yapan 4 akademisyen hakkında yakalama kararı çıkarılarak 14 Mart 2016’da evlerine baskın düzenlendi. Yurtdışında olan Meral Camcı dışındaki üç akademisyen (Esra Mungan, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy) kendileri Emniyet’e gitti. 15 Mart 2016’da çıkarıldıkları mahkemece “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklandılar. Hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarılan Meral Camcı, “Barış sözümün arkasında duracağım, mücadeleye devam edeceğim” diyerek Türkiye’ye döndü ve emniyete kendisi gittikten sonra 31 Mart’ta tutuklandı. Dört akademisyen 22 Nisan 2016 tarihli ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Savcının talebi üzerine Adalet Bakanlığı “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama”yı düzenleyen TCK 301. Maddeden yargılanma izni verdi. Dört akademisyen süren bu davadan 30 Eylül 2019 tarihinde beraat etti.

Bildiriye imza veren 1128 akademisyen hakkında da 3713 sayılı TMK’nın 7/2 maddesine dayanarak “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla dava açıldı. Davalardan ilki 5 Aralık 2017’de İstanbul Çağlayan’da görülmeye başlandı.

Anayasa Mahkemesi’nin 10 akademisyenin başvurusunu dikkate alarak 26 Temmuz 2019 tarihinde verdiği ihlal kararı akademisyenlere yönelik dosyaların kaderini değiştirdi. Bu tarihten sonra devam eden duruşmalardan ilk tahliye haberi 6 Eylül 2019’da geldi. 4 Aralık 2019 tarihi itibariyle 33 mahkemede görülen davalarda beraat eden akademisyen sayısı 528.

* Bu konuda daha fazla bilgi için tıklayınız

İstinaf Mahkemesi onayladığı takdirde cezaevine girecek akademisyenler:

Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Prof. Dr. Ayşe Erzan, Prof. Dr. Nesrin Sungur Çakmak, Prof. Dr. Özdemir Aktan, Yrd. Doç. Dr. Lütfiye Bozdağ, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Öğr. Üyesi Yonca Demir, Doç. Dr. Alper Akyüz, Doç. Dr. İlkay Yılmaz, Dr. Hülya Kirmanoğlu, Arş. Gör. Eda Aslı Şeran, Doç. Dr. İsmet Akça, Doç. Dr. Ahmet Bekmen, Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, Doç. Dr. Nihan Aksakallı, Doç. Dr. Haydar Durak, Doç. Dr. Aysuda Kölemen, Öğr. Gör. İlkay Özkuralpli, Öğr. Gör. Esra Kaliber, Dr. Zeynep Tül Süalp, Doç. Dr. Yaşar Diner, Öğr. Gör. Remzi Orkun Güner, Arş. Gör. Çare Olgun Çalışkan, Doç. Dr. Nevin Zeynep Yelçe, Yrd. Doç. Dr. Gevher Gökçe, Prof. Dr. Ali Kerem Saysel, Doç. Dr. Koray Çalışkan, Arş. Gör. Süreyya Topaloğlu, Prof. Dr. Ayşegül Altınay, Doç. Dr. Noemi Levy Aksu.

Prof. Dr. Füsun Üstel, 75 gün tutukluluğun ardından 22 Temmuz 2019’ta tahliye edildi.

*Bu konuda daha fazla bilgi almak için bianet.org’un verilerini görüntüleyebilirsiniz.

*Duruşma istatistikleri için tıklayınız.

 
eshid/eşit haklar logo hafıza merkezi logo Netherlands Helsinki Committe logo
© 2019