Dava Takvimi

September 2021

Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1
2
3
4
5
6
  • Adalet Kaya (Rosa Kadın Derneği)
7
8
9
10
11
12
13
14
  • Ali Ekber Barmağıç
15
  • ÇHD Kozağaçlı ve Timtik
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
Şebnem Korur Fincancı
ceza aldı
Barış Akademisyenleri Davası,
Özgür Gündem Dayanışma Davası

Uzun yıllardır Türkiye’de insan hakları alanında mücadele veren adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda vakfın ve Ceza Hukuku Araştırmaları Derneği’nin kurucu üyesidir. Fincancı, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 27 Eylül 2020’de yapılan 72. Seçimli Büyük Kongresi’nde, 2020-2022 dönemi Merkez Konsey Başkanı seçilmiştir.  

Korur Fincancı hakkında, “Barış için Akademisyenler” bildirisini imzaladığı gerekçesiyle İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Barış için Akademisyenler davalarının genel gidişatından farklı olarak karar aşamasına gelen dosyaya 13 Aralık 2018 tarihli dördüncü celsede “sanık tarafından Özgür Gündem Gazetesi’ne 12 Aralık 2018’de verdiği röportaj, 21 Aralık 2015’te Evrensel Gazetesine verdiği röportaj ve sanık tarafından TİHV başkanı sıfatıyla 3 Mart 2016’da Cizre ziyareti sırasında sınırlı gözleme dayalı ön inceleme raporu çıktıları dosyaya delil olarak,” eklendi.

Davanın 19 Aralık 2018’de görülen karar duruşmasında mahkeme tarafından 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilen Korur Fincancı’nın cezasında indirim veya erteleme yapılmadı, dosya istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildi. Bu sırada İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda Profesör olarak çalışmaktayken aldığı cezadan ötürü 2019 yılında “zorunlu olarak” emekli olmak durumunda kaldı.

Korur Fincancı, mesleki ömrünü işkenceyle mücadeleye adadı ve Türkiye’nin bu konuda kilometre taşlarından birisi oldu. Türkiye’de işkencenin yaygın olduğu ve yetkililerin işkencenin üstünü örttüğü 1990’larda, işkenceyi saptayan raporlar verdikçe ve tıp etiği üzerine yazılar yazdıkça, devletin baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. Uğur Mumcu sanıkları hakkında verdiği rapordan sonra resmi makamlarca tehdit edildiğini açıkladı; görevden alınmasına dair gizli yazı ortaya çıktı. Mehmet Ağar’ın Adalet Bakanlığı sırasında Adli Tıp’ın Susurluk döneminde uygulanan imha mekanizmalarından biri haline dönmesine karşı etkin mücadele verdi. 1996’da Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi adına, Bosna’nın Kalesija bölgesinde toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin otopsi çalışmalarına katıldı. 1999’da, Birleşmiş Milletler tarafından işkencenin saptanmasında uluslararası standart kılavuz olarak kabul edilen İstanbul Protokolü belgesinin oluşturucuları arasında yer aldı; daha sonra, protokolün uygulanması hakkında çeşitli ülkelerde eğitimler verdi. 2000’de, İnsan Hakları İçin Hekimler’in Güney Afrika’daki uluslararası çalışmasında, 2002’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Kadına Yönelik Cinsel Şiddet Araştırması ve El Kitabı çalışmalarında yer aldı.

Uluslararası İşkence Rehabilitasyon Merkezi (IRTC) adına gittiği Bahreyn’de, turist kılığına bürünerek, denizde cesedi bulunan ve polise göre boğularak ölen gencin vücudundan doku örnekleri aldı. Örnekleri Türkiye’ye getirdi ve yaptığı otopside gencin, ailesinin de iddia ettiği gibi, gözaltında işkenceyle öldürüldüğünü tespit etti.

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü eski Müdürü Adil Serdar Saçan’ın yaptığı işkenceleri kanıtladı. Ergenekon örgütü tarafından telefonlarının dinlendiği, kişisel bilgilerinin dosyalandığı gerekçeleriyle yaptığı müdahale başvurusu kabul edildi, birey olarak Ergenekon davasının tek müdahili oldu.

Korur Fincancı, 20 Haziran 2016’da Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı gerekçesiyle RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteci-yazar Ahmet Nesin ile birlikte “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alındı. 30 Haziran 2016 tarihinde serbest bırakıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 17 Temmuz 2019 tarihli duruşmasında verilen beraat kararı 10 Eylül’de savcı tarafından temyiz edildi. 

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği yeniden yargılama kararı sonrası Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Barış Akademisyenleri davasında  7 Temmuz 2020‘de beraat etti. 

TTB Başkanlığı ve hedef gösterilme

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 27 Eylül 2020‘de yapılan 72. Seçimli Büyük Kongresi’ne, ‘Etkin Demokratik TTB’ grubunun listesinden katıldı ve 2020-2022 dönemi Merkez Konsey Başkanı seçildi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 14 Ekim 2020‘deki grup toplantısında, “Ne zamandan beri terörle iç içe olanlar TTB gibi önemli bir kuruluşun başına geçebiliyor? TTB, bunun gibi kimi meslek kuruluşları açıkça Anayasa’ya aykırı faaliyet içindedir. Çoklu baro çalışmasının bir benzerini yapacağız” diyerek Fincancı’yı ve TTB’yi hedef gösterdi. 

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 15 Ekim 2020‘de bir basın açıklaması yayınlayarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı zamanda TİHV Başkanı olan Şebnem Korur Fincancı hakkındaki sözlerinin kabul edilemez olduğunu beyan etti. 

Savcı tarafından temyiz edilen Özgür Gündem ile dayanışma davasından verilen beraat kararı, 3 Kasım 2020‘de istinaf mahkemesi tarafından bozuldu. İstanbul Bölge Adliyesi 3’üncü Ceza Dairesi gerekçesinde, Erol Önderoğlu, Şebnem Korur Fincancı ve Ahmet Nesin hakkında İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının usule aykırı olduğunu belirtti. Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in yeniden yargılanmasına İstanbul 13. Ağır Ceza Mehkemesi’nde 3 Şubat 2021‘de başlandı. İlk duruşmada dosyalarının 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 2020/51 esas sayılı dosya ile birleştirilmesi istendi. Bir sonraki duruşma 6 Mayıs 2021′de.

Şebnem Korur Fincancı’ya, Gezi Parkı eylemleri sürecinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle, “kamu görevlisine haraket” suçu nedeniyle de dava açıldı. Fincancı, İstanbul Anadolu Adliyesi 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davadaki savunmasında, “Dava konusu tweet’i attığım gece Gezi Parkı’nda bulunan revirde hekim olarak nöbetçiydim. Polisler revire yönelik yoğun şekilde göz yaşartıcı kimyasal kullandı ve revirdeki yaralıları taşımak zorunda kaldık. Aynı gün başbakan Sincan’da yaptığı konuşmada emri kendisinin verdiğini söyledi. Bu açıklamalar üzerine hem orada yaşananlara tanıklık etmiş biri hem de bir insan hakları mücadelecisi olarak yapılanları ‘katliam’ olarak tanımlama zorunluluğu duydum” dedi.

Mahkeme, 16 Şubat 2021‘de Fincancı’nın “kamu görevlisine hakaret” suçundan 7 bin 80 lira para cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

 

güncelleme: 16/02/2021, 18:16
 
eshid/eşit haklar logo hafıza merkezi logo Netherlands Helsinki Committe logo
© 2019